Stres ve Kanser


Kanser dediğimiz hastalık, vücudun kendi hücre yapısından farklılaşmış hücre sayısının anormal artması ile meydana gelir. Kanserli hücrelerin oluşumunu başlatan tek bir sebep olması düşünülemez. Beslenmeden, toksik maruziyete kadar pek çok faktör bunda rol oynayabilir. Bir diğer faktör her gün yapılan çalışmalarla desteklendiği gibi stres faktörü. Stres, bağışıklık ve hormonal sisteme olan direk etkisi ile kanseri başlatan belki de en önemli sebep.

 

Stres nasıl kanser yapabilir?

Stres altındaki limbic sistem alarma geçer. Hipofizden salgılanan hormonların dengesinde bozulmalar olur, atipik hücreler oluşur. Aynı şekilde hipotalamusun bağışıklık sisteminde yetersizlikler olur. Bozulan bağışıklık sistemi atipik kanserli hücre oluşumuna, artan hücreler hormonal dengesizliğin artmasına sebep olur. Bu kısır döngü içinde hücre sayısı sürekli artar.

Bir başka şekilde, stres altındaki hücreler bunu tehdit olarak kabul ederek savunma gücünü artırmak için hücre sayısını artırma yoluna giderler. Amaç büyüyerek kapasitesini artıran bu tehditle baş edebilmektir. Ama bu artan hücre mevcut hormonal dengeyi bozar. Bu durumda dengeyi normalleştirmek için vücut daha çok hücre üretme yoluna giderek kanserli hücreleri artırır.

 

Peki her stres kanser başlatan sebep olabilir mi?

Tabii ki hayır! Bunda stres kaynağının kişi tarafından algılanma şekli çok önemlidir. Ani başlayan, dramatik gelişen, yüksek frekanslı, uzun süreli stresler bu hastalık için potansiyel tehlike kaynağıdır.

 

Niçin kanser bu kadar korkutuyor bizleri?

Çünkü kanser bu teknolojik imkanlarla ve bilgi birikimimizle bile tedavisinin çaresiz olduğunu düşündüğümüz bir hastalık maalesef. Tedavi sürecinin ağır ve zorlayıcı olması, yüksek ölüm oranı sebebiyle en korkulan hastalıkların başında gelmektedir.

Adı konulduğu, hatta şüphesi var olduğu andan itibaren korku, kaygı, endişe, umutsuzluk, çaresizlik, yalnızlık gibi pek çok olumsuz duyguyu beraberinde getirir. Bu duygularla beraber kanserli hastada;

 

– zaten kurtulamayacağım,

– boşuna uğraşıyorum,

– uğraşsam da sonuç değişmez,

– hiç şansım kalmadı,

– kanserden kurtulan yok,

– kurtulsam da hep korkuyla yaşayacağım,

– her an tekrarlayabilir,

– tedavi süreci çok zor,

– sevdiklerime eziyet edeceğim,

– herkes benden bıkacak gibi olumsuz düşüncelerin yaratığı ekstra stres yükleri kanserli hastanın kanserle mücadelesinde, tamamen tedavi ve iyileşme sürecini baltalamaktadır.

Kanserli hastalar, hastalığını öğrendiği andan itibaren bir teşhis travması yaşarlar. Hastalığı ile ilgili bilgilenme aşamasında yazılı ve görsel basından aldıkları olumsuz bilgilendirmeler, çevresel tepkiler hepsi bir stres topu olarak kanserli hastanın kucaklarına bırakılır.

 

Kanser yapan stres kaynakları nelerdir?

Kanserli hücre oluşumunu başlatan ana stresler, kişiye göre farklılaşabilmekle birlikte, bulunduğu bölgeye göre ana gruplara ayrılabilir. Kanserleşmedeki asıl amaç tehdide karşı güç artırmak olduğu için stresler bulunduğu organın işleviyle bağlantılıdır.

 

  • Akciğer kanserlerinde stres kaynağı soluğumuzu kesecek, nefes alamayacak kadar büyük korkulardır. Daha çok ölüm tehdidi varlığı hissedilen anlar başlatır. Böyle anlarda daha çok nefes alma ihtiyacı içine girip, bunu karşılayacak ekstra hücre üretilmesi mekanizmalarını harekete geçiririz.
  • Sindirim sisteminde olan kanserler, daha çok yaşanılan, hazmedilemeyen takıntı haline getirilen streslerdir.
  • Üreme organlarına ait kanserler, cinsel kimliklerle ilgili kaygı ve endişeler ile ilgilidir.
  • Meme kanserleri, sevdiklerimizle ilgili kaygılarımızda özellikle tehdit altında olduklarında hissettiğimiz streslerden kaynaklanır.
  • Cilt kanserleri ayrılık travmaları
  • Karaciğer kanserlerinde yoğun öfke, hazmedememe gibi stresler
  • Pankreas kanserleri ise hayat kalitesine ait endişe ve kaygılardan kaynaklanır.

 

Hastalık yapan ana stresi bulmak kanseri nasıl tedavi eder?

Kanserli hastanın tedavisinde ana stres kaynağı tespit edilip zamanında müdahale edildiğinde (terminal dönem dışında), stres çözüldüğünde atipik hücre yapımı durur. Çünkü tehdit ortadan kalkmış, stres çözülmüştür. Gerisi vücudumuzun kendi dengesel mekanizmaları ile düzelecektir.

Kanser tedavisinde çok önemli bir adımdır STRES TEDAVİLERİ. Hepimiz biliyoruz ki iyi bir moral kanserli hastanın birinci ilacıdır. Stres tedavileri ile tüm teşhis ve tedavi sürecinde hastanın yanında olarak, hastalığa karşı hissettiği tüm olumsuz duygu ve düşüncelerin, geçmiş yaşanmışlıkların getirdiği yükleri kaldırıyoruz. Kanserli hastanın tedavisi mutlaka stres tedavileri ile birlikte götürülmelidir…

 

 

 

 

Paylaş

Önerilen Yazılar