Stres Nedir?

Stres Nedir?

Stres bedenimizin bedensel ve ruhsal baş edememe durumudur. Stres kaynağı tehdit olarak algılanır ve birtakım savunma mekanizmaları devreye girer.
Yaşanan olumsuz duygu, düşünce ve travmatik yaşanmışlıklar bizde stres yaratır. Bu stres canlı bedeninde hücresel seviyeden hormonal seviyeye kadar değişiklikler yaratır. Bunu hepimiz biliyoruz. Hormonal seviyede stres hormonları salgılatarak ve immün sistemi etkileyerek yaptığı değişikliklerle birlikte enerjisel sistemimizde de blokajlara sebep olduğu bugün artık bilmekteyiz. Stres enerjisel olarak yüksek şiddette enerji barındırır ve bedenimizin var olan enerji sisteminde normal enerji akımını bloklar. Blokaj olan alandan beslenen bölgeye ait hastalıklar ortaya çıkar. Eski çağlarda daha çok fiziksel tehditler yaratan yaşam şartları artık bugün yerini sadece bedensel değil, düşünsel ve duygusal tehditlere de bırakmıştır. Vahşi bir hayvan tarafından parçalanmaktan ziyade bugün ekonomik sebepler (iflaslar, hayat standardını sürdürebilme, çocuğun okul taksiti, evin borcu, vb), iş stresleri (çalışma koşulları, mobbingler, kariyer kaygıları, vb), duygusal stresler (aşk acıları, ilişki problemleri, ergenlik, vb), trafik, inançsal stresler ilk sıralarda yer almaktadır.
Günümüzde hastalıkların başlamasında, seyrinde ve iyileşme periyodunda stresin ne kadar önemli yer aldığı tartışılamaz bir gerçek. Hipokrat’tan bu yana hastayla kurulacak iletişimin, verilecek güven duygusunun ve moralin tedavinin gücünü artırdığını bilmekteyiz ama bilmediğimiz ve atladığımız nokta, hastalıkların oluşma sebeplerinin de stres kaynaklı olduğu ve bu stresi oluşturan sebebi ortadan kaldırmadıkça hastalığın tamamen ortadan kaldırılamayacağı. Bu yüzden vücut güçsüz düştükçe tekrar tekrar aynı hastalıklarımız nüksedebilir.
Peki bununla nasıl baş edebiliriz diye düşünebilirsiniz. Çünkü strese maruz kalmayan kişi ve anımız yok.

Yaşadığımız stresler hastalığa sebep oluyorsa ne yapabiliriz?
Tabii ki her stres hastalık yapmak zorunda değil. Normal şiddetteki stresleri kişi tehdit olarak algılamaz ve normalleştirebilir. Farkındalıklar bile bunu yaratabilir. Yüksek şiddetli algıladığımız streslerde kişi bunlarla baş edemez, zorlanır, içinden çıkamaz. Burada stresin kaynağı değildir stresin şiddetini ölçen, kişinin onu algılama şeklidir. Aynı strese maruz kalan kişilerden biri olayı normalleştirebilir ve etkilenmezken bir diğerinde kalıcı hasar olabilir.

Stresin şiddetinin farklı algılanmasında kişinin;

***Psikolojik mekanizmaları:
– kişisel eğilimleri
– zihinsel kapasitesi
– geçmiş yaşantıları
– stresi algılama kapasitesi

***fizyolojik mekanizmaları:
– ailesel eğilimleri
– nöral ve biyokimyasal yapısı
– adaptasyon kapasitesi rol oynar
Yüksek stres barındıran negatif duygularımız, düşüncelerimiz, travmatik yaşanmışlıklarımız hepsi bedenimizde stres yaratır. Bu stres yükü kişinin psikolojik ve fizyolojik mekanizmaları ile etkileşir ve ortaya gerçek stres yükü kalır.

Paylaş

Önerilen Yazılar