Cinsel Performans Kaygısı

Cinsel Performans Kaygısı

Tüm aile alarma geçmişti. Evleneli üç ay olmuş ve hala bir şey olmamıştı. Anneler, babalar, teyzeler halalar herkes içindeydi işin. Sözde kimse duymasın derken ellerine yüzlerine bulaştırmış, sonuçta herkes duymuştu. Koca üç ay geçmiş ve tık olmamıştı. Tüm ailenin geleceği tehlikedeydi. Tek oğullarıydı. O yüzden erken yaşta evlendirmişlerdi. Yüzü gözü açılmasın, istemedikleri bir gelini getirmesin diye okul bitince ilk gönlünün kaydığına tamam demişlerdi. Herkes mutluydu. Oğulları sevdiği kızı almış, kendileri oğullarını kaybetmemişlerdi. Ama hiç beklemedikleri bir şey olmuştu. Gelinleri çok mutsuzdu. Ağlamaklı dolanıyordu ortalıklarda. Biraz sıkıştırınca da durum ortaya çıkmıştı. Anne, ağabey, abla darken tüm aile alarmdaydı şimdi. Kocakarı ilaçları, bildik bilmedik öğütler denenmişti. Akıllarına hep en kötü olasılıkları getirmeye başlamışlardı. Öyle uluorta seslendiremedikleri ama sürekli kafalarını kurcalayan bir soru dönüyordu beyinlerinde ya olmazsa, yapamazsa, ya cinsel bir sapkınlık varsa, ya herkes anlarsa, gelinleri terk ederse, insan içine çıkamazlarsa, soyları devam edemezse…

Telefonumun ucundaki kişi fark etmeden kafasındaki korkularını sayıp duruyordu bana… Yakınlarının hastalıklarına iyi gelmiştim ama böyle bir soruna da yardımcı olabilir miydim? Ama kimsenin duymaması gerekiyordu, çok gizliydi (oysa bana yönlendiren kişi benimle irtibata geçmiş ve konudan bahsetmişti. Hikayenin eksik parçalarını ondan dinlemiştim. Kız tarafı olayı çoktan öğrenmiş ve ayaklanmıştı bile) oğullarının bu büyük problemine yardım istiyorlardı. Kendilerine oğulları ve gelinleriyle çalışabileceğimi, çocukların yalnız gelmelerini rica ettim.

Hemen ertesi gün için randevulaştık. Saatinde gelmişlerdi. İkisi de ürkek bir çocuk gibiydiler. Belli ki burada olmaktan çok sıkılıyorlardı. Birbirlerini sevdikleri bakışlarından hissediliyordu. Ailelerinin bu durumdan haberdar olmaları canlarını çok sıkıyordu. Aslında kimseye söylememişlerdi ama nasıl olduysa herkes anlamıştı. Tabii farkında değillerdi bu sıkıntılarını beden dilleriyle anlattıklarının. Yıkık dökük duruyorlardı. Tek tek seansa aldığımda anne ve babası ayrı olan gelinin en büyük korkusunun boşanmak olduğu bu sıkıntının aslında o korkusunu hatırlattığını keşfetmek onu şaşırtmıştı. Eşini çok sevdiğini söylüyordu. Hiç beraber olamasalar da onunla bir ömür geçirebilirdi ama içindeki korku kocaman olmuş nefes almasını engelliyordu. Tenlerinin birbirine uyum sağladığını ama ne oluyorsa son noktada eşinin rahat olamadığını söylüyordu.

Damadı aldığımda ise durum farklı değildi. Daha önce hiç cinsel deneyimi olmamıştı. Gerçi ne yapacağını biliyordu tabii ki ama yapamamıştı işte. Onun suçuydu tamamen. Eşini de çok üzmüştü. Herkes biliyordu artık rezil olmuştu. Hepsinden önemlisi eşi onu bırakıp gidebilirdi. Onsuz ne yapacağını bilemiyordu. Yaşamak istemem böyle bir şey olursa diyordu.

Evet, iki gencecik insan… İkisi ile de çalıştık o gün. Gelinle babası ile annesinin ayrılıklarında aldığı yara üzerine hissettiği boşanma korkusu üzerine,  damatla da performans stresi üzerine çalıştık. Geldiğimiz noktada aslında iki yıl önce aynı şeyin kuzeninin başına geldiğini, bunu duyduğunda “of ne kadar korkunç bir şey, ya benimde başıma gelirse” diye çok korktuğunu hatırladığı an üzerine çalıştık. Gerçekten o ana gittiğimizde çok fazla stres vardı. Daha sonra eşiyle beraber olduğunu hayal etmesini istediğimde gayet olumlu gitti her şey. Gelini de rahatlatıp eve gönderdim. Onlara bir hafta boyunca birbirlerine sadece dokunmalarını ve beraber olmamalarını söyledim. Damadın yüzündeki rahatlama daha da artmıştı. Sonuçta bir performans olmayacaktı. Aileleri ile de konuşmamalarını ve bir süre uzak kalmalarını söyledim, vedalaştık. Üç gün sonra damadın annesi arıyordu. Her şey normale dönmüştü. Çok teşekkür ediyordu ama lütfen kimse duymasın diyerek J

 

 

Paylaş

Önerilen Yazılar